Sahtekârlık sendromu neden sanatçıları daha çok etkiliyor?
Üç özel neden. Birincisi: sanatta nesnel bir ölçü yoktur; iyi olduğunuzu bir mühendis gibi "kanıtlayamazsınız". İkincisi: yaratıcı çalışma, mahrem taraflarınızı açığa çıkarır, bu da kırılganlığı artırır. Üçüncüsü: Her yeni çalışma öznel bir "sıfırdan başlangıçtır"; önceki başarı bir sonrakini garanti etmez.
Neden başarı ile daha iyi olmak yerine daha da kötüleşiyor?
Ne kadar yükseğe çıkarsanız, o kadar "ortaya çıkabileceğinizi" hissedersiniz. İlk serginizi baskı olmadan yapıyorsunuz, kimse bir şey beklemiyor. Onuncu serginizin izleyicisi var, beklentisi var, öncekilerle karşılaştırması var.
Cameron bunu şöyle açıklıyor: Başarı, Sansürcünün sesini susturmaz, güçlendirir. Eğer Sansürcünüz başarıdan önce "değersizsiniz" diyorsa, artık "başarı şanstır" diyecektir. Başarı, Sansürcüye sessiz kalması için nedenler vermez; ona konuşmak için yeni nedenler verir.
Hangi üç egzersiz sahtekarlık sendromunu azaltır?
Cameron ve diğer yazarlar (Brené Brown, Steven Pressfield) üç yararlı alıştırma üzerinde hemfikirdirler.
3 sahteciliğe karşı egzersiz:
- Kanıt Envanteri: 20 somut yaratıcı başarıyı listeleyin. Sansürcü veriler karşısında gücünü kaybediyor
- Hayali bir akıl hocasının mektubu: Hayran olduğunuz sanatçının, çalışmalarınız hakkında size neler söyleyeceğini hayal edin. O mektubu yaz
- Açık hizmet: Çalışmanızın kime hizmet ettiği. Alıcı hakkında ne kadar net olursanız, bunu yapma "hakkınızı" o kadar az önemsersiniz.
Sahtekârlık sendromu mu, yoksa sağlıklı bir özeleştiri mi?
İnce çizgi. Sağlıklı özeleştiri: Sizi tekniği geliştirmeye iter, daha fazla çalışmanızı sağlar, durgunlaşmamanıza yardımcı olur. Imposter sendromu: Sizi felç eder, işinizi saklamanıza neden olur, değerini toplamanızı engeller.
Eğer özeleştiriniz daha çok çalışmanızı sağlıyorsa sağlıklıdır. Eğer bu sizi daha az çalıştırıyorsa ya da yaptığınız işi saklıyorsa, bu bir sahtekardır.